CMK m.100/4'te düzenlenen 'tutuklama yasağı'nın (üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlar için) trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun (TCK m.179) 2. ve 3. fıkraları için uygulanmasının, 'ölçülülük ilkesi' ve 'kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı' açısından önemini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62440

CMK m.100/4'teki tutuklama yasağı, TCK m.179/2 (tehlikeli sevk ve idare) ve m.179/3 (alkollü araç kullanma) suçları için doğrudan uygulanır, çünkü bu suçların cezasının üst sınırı 'iki yıldır'. Bu yasağın iki temel açıdan önemi vardır: 1) **Ölçülülük İlkesinin Somutlaşması:** Ölçülülük ilkesi, bir amaca ulaşmak için seçilen aracın, hem gerekli hem de orantılı olmasını gerektirir. Tutuklama, kişi hürriyetini tamamen ortadan kaldıran en ağır koruma tedbiridir. Kanun koyucu, cezasının üst sınırı 2 yıl gibi nispeten düşük olan suçlar için, bu en ağır tedbire başvurulmasını 'orantısız' bulmuştur. Yani, bu tür suçlarda kamu düzenini koruma ve muhakemeyi güvence altına alma amacıyla, adli kontrol gibi daha hafif tedbirlerin yeterli olacağını peşinen kabul etmiştir. Bu, ölçülülük ilkesinin kanunla somutlaştırılmış bir halidir. 2) **Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının Korunması (Anayasa m.19, AİHS m.5):** Kişi hürriyeti ve güvenliği, en temel insan haklarından biridir ve ancak kanunla gösterilen ve zorunlu olan hallerde kısıtlanabilir. CMK m.100/4, bu temel hakka yönelik müdahalelerin sınırlarını net bir şekilde çizerek, hafif suçlarda keyfi veya orantısız tutuklamaların önüne geçer. Bu, masumiyet karinesinin de bir gereğidir. Kişinin, yargılama sonucunda belki de sadece adli para cezası veya kısa süreli bir hapis cezası alacağı bir suçtan dolayı, yargılama öncesinde uzun süre tutuklu kalması, telafisi güç bir mağduriyet yaratacaktır. Bu yasak, bu tür mağduriyetleri önlemeyi amaçlar. (TCK m.179; CMK m.100/4; Anayasa m.19; AİHS m.5)