Boşanma davasında 'akıl hastalığı' (TMK m.165) ve 'haysiyetsiz hayat sürme' (TMK m.163) özel boşanma sebeplerinin, diğer özel sebeplerden (zina, terk vb.) farklı olarak neden herhangi bir 'hak düşürücü süreye' tabi olmadığını, bu suçların 'sürekli' niteliği açısından tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62437

TMK'da düzenlenen özel boşanma sebeplerinden zina (TMK m.161) ve hayata kast/pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162) için, sebebin öğrenilmesinden itibaren 6 aylık ve her halde olayın üzerinden 5 yıllık 'hak düşürücü süreler' öngörülmüştür. Bu süreler içinde dava açılmazsa, o sebebe dayanma hakkı kaybolur. Ancak, 'akıl hastalığı' ve 'haysiyetsiz hayat sürme' için böyle bir süre öngörülmemiştir. Bunun temel nedeni, bu iki boşanma sebebinin 'sürekli' bir durum veya yaşam tarzını ifade etmesidir: 1) **Akıl Hastalığı (TMK m.165):** Bu sebebe dayalı boşanma için, hastalığın 'geçmesine olanak bulunmadığının' resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerekir. Yani, hastalık 'sürekli ve iyileşmez' bir niteliktedir. Bu sürekli durum devam ettiği sürece, diğer eş için boşanma davası açma hakkı da devam eder. 2) **Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK m.163):** Bu sebep, tek bir eylemden ziyade, 'süreklilik arz eden' bir yaşam tarzını (alkolizm, kumarbazlık vb.) ifade eder. Haysiyetsiz yaşam tarzı devam ettiği müddetçe, diğer eş için evliliği çekilmez kılan sebep de varlığını sürdürür. Bu nedenle, bu yaşam tarzı devam ettiği sürece, diğer eş 'her zaman' boşanma davası açabilir. Kısacası, bu iki sebep, anlık ve tek seferlik olaylar değil, devam eden durumlar olduğu için, kanun koyucu bunlar için bir hak düşürücü süre öngörmemiştir. (TMK m.161, 162, 163, 165)