7145 sayılı Kanun'a 7539 sayılı Kanun'la eklenen geçici 2. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, 'TMSF'nin kayyımlık görevi kapsamındaki karar ve işlemlerine karşı açılan davaların' görüleceği yer olarak 'TMSF merkezinin bulunduğu yer idare mahkemeleri'nin yetkili kılınmasını, 'idari davalarda genel yetki kuralı' ve 'usul ekonomisi' açısından değerlendiriniz.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na (İYUK) göre, idari davalarda genel yetki kuralı, 'işlemi yapan idari merciin bulunduğu yer' veya 'eylemin yapıldığı yer' mahkemesidir. 7539 sayılı Kanun'la getirilen bu düzenleme, bu genel kuraldan ayrılarak, 'özel bir yetki kuralı' ihdas etmektedir. **Değerlendirme:** - **Yetkinin Merkezileştirilmesi:** Bu düzenleme, Türkiye'nin farklı yerlerindeki şirketlere veya malvarlıklarına atanan TMSF kayyımlığına ilişkin tüm davaların, tek bir yerde (TMSF'nin merkezi olan İstanbul'daki) idare mahkemelerinde toplanmasını sağlamaktadır. Bu, TMSF'nin savunmalarını tek bir merkezden yürütmesini kolaylaştırır ve farklı idare mahkemelerinden çelişkili kararlar çıkma olasılığını azaltarak 'içtihat birliği'ne hizmet edebilir. - **Usul Ekonomisi ve Adalete Erişim Açısından Eleştiri:** Diğer yandan bu düzenleme, 'usul ekonomisi' ve 'adalete erişim hakkı' açısından eleştirilebilir. Örneğin, Erzurum'daki bir şirkete atanan kayyımın işlemine karşı dava açmak isteyen bir ortak veya alacaklı, davasını İstanbul'da açmak ve takip etmek zorunda kalacaktır. Bu, davacılar için ek bir masraf ve zorluk anlamına gelir. Delillerin (tanık, belge, keşif vb.) toplanması, işlemin yapıldığı yerde daha kolay olacağından, yetkinin merkezileştirilmesi yargılamayı zorlaştırabilir ve yavaşlatabilir. Bu durum, 'silahların eşitliği' ilkesini idare lehine bozma potansiyeli taşımaktadır. (7539 SK m.7 (7145 SK Geçici m.2); İYUK genel yetki kuralları)