İş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davalarında, bilirkişi heyetinin uzmanlık alanının, olayın niteliğiyle uyumlu olmasının önemini, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 'kalp krizi' vakasına ilişkin 2016/9335 sayılı kararı üzerinden somutlaştırarak açıklayınız.
Yargıtay, iş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında, kusur ve illiyet bağının tespiti için görevlendirilen bilirkişi heyetinin, 'konusunda ehil' olmasının yanı sıra, uzmanlık alanlarının da 'olayın niteliğine uygun' olması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu, adil ve doğru bir karar verilebilmesi için temel bir şarttır. **Yargıtay Kararının Somutlaştırılması:** Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin anılan kararında, işyerinde 'kalp krizi' geçirerek vefat eden bir işçinin davası söz konusudur. Yerel mahkeme, kusur tespiti için sadece 'makine mühendisi' bir iş güvenliği uzmanından rapor alarak karar vermiştir. Yargıtay, bu kararı şu gerekçeyle bozmuştur: Olay, mekanik bir kaza değil, tıbbi bir vakadır. Bu nedenle, işçinin geçirdiği kalp krizinin işyeri koşullarıyla (stres, aşırı çalışma vb.) bir ilgisi olup olmadığının, yani 'illiyet bağının' ve işverenin bu konudaki önlem alma yükümlülüğünü ihlal edip etmediğinin (kusur) tespiti, sadece bir mühendisin uzmanlık alanına girmez. Yargıtay'a göre, bu tür bir olayda bilirkişi heyetinin içinde 'mutlaka en az bir kardiyolog hekimin' de bulunması gerekmektedir. Aksi takdirde, rapor teknik olarak yetersiz kalır ve hükme esas alınamaz. Bu karar, bilirkişi seçiminde olayın spesifik özelliklerinin dikkate alınmasının ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. (Yargıtay 21. HD, E.2015/20594, K.2016/9335)