Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/4463 sayılı kararında, rüşvet suçu ile irtikap suçu arasındaki ayrımda, 'mağdurun meşru zeminde bulunmaması' kriterinin, suç vasfının belirlenmesinde nasıl bir rol oynadığını, 'karşılıklı menfaat' ve 'anlaşma' unsurları çerçevesinde analiz ediniz.
Yargıtay'ın anılan kararında, suç vasfının irtikap değil rüşvet olarak kabul edilmesinde, menfaat temin eden kişilerin 'meşru bir zeminde bulunmaması' kritik bir rol oynamıştır. **Analiz:** - **İrtikapta Mağdurun Konumu:** İrtikap suçunda, mağdur genellikle yasal bir hakkını elde etmeye çalışırken (meşru zeminde), kamu görevlisinin zorlaması veya hilesiyle karşılaşır. Mağdur, haksız bir talep karşısında çaresiz kalarak menfaat sağlar. - **Rüşvette Tarafların Konumu:** Rüşvet suçunda ise, genellikle her iki taraf da yasa dışı bir amaç için bir araya gelir. Menfaati sağlayan kişi, kamu görevlisinden, görevinin gereklerine aykırı, yasa dışı bir iş yapmasını veya yapmamasını ister. Yargıtay kararındaki olayda, müştekiler usulsüz elektrik kullanmaktadırlar, yani 'meşru bir zeminde değillerdir'. Sanıkların (polislerin), bu usulsüzlükle ilgili yasal işlemi 'yapmamaları karşılığında' menfaat temin etmeye çalışmaları, taraflar arasında 'karşılıklı bir menfaate' dayalı, yasa dışı bir 'anlaşma' veya 'pazarlık' olduğunu gösterir. Bu durum, tek taraflı bir zorlama veya aldatmadan ziyade, iki taraflı bir suç ortaklığı olan rüşvetin tipik görünümüdür. Mağdurun da hukuka aykırı bir beklenti içinde olması, eylemi irtikap suçundan uzaklaştırarak rüşvet suçuna yaklaştırır. (TCK m.250, 252; Yargıtay 5. CD, E.2014/4463)