İşçinin işverenden olan alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin (TBK m.420) geçerliliği için aranan 'ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması' şartlarının, işçiyi koruma fonksiyonunu ve bu şartlara uyulmamasının hukuki sonucunu (kesin hükümsüzlük) açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62417

TBK m.420'de düzenlenen ibra sözleşmesinin geçerlilik şartları, işçiyi, alacaklarından eksik veya baskı altında vazgeçmeye karşı korumayı amaçlar. Bu şartlardan ikisi özellikle önemlidir: 1) **Ödemenin Hak Tutarına Nazaran Noksansız Olması:** İbra sözleşmesinde belirtilen ve işçiye ödenen miktarın, işçinin 'gerçek alacak miktarını' karşılaması gerekir. Eğer yapılan ödeme, işçinin gerçek alacağından önemli ölçüde az ise, bu durum ibrayı geçersiz kılar. 'Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir' (TBK m.420/3). Yani, işçi bakiye alacağı için dava açabilir. 2) **Ödemenin Banka Aracılığıyla Yapılması:** Kanun, ibra konusu alacağa ilişkin ödemenin 'mutlaka banka aracılığıyla' yapılmasını şart koşmuştur. Bu kuralın amacı, ödemenin yapılıp yapılmadığını ve miktarını, sonradan ispatı kolay ve şeffaf bir şekilde kayıt altına almaktır. Elden yapılan ödemeler, ibra sözleşmesini geçersiz kılar. **Hukuki Sonuç:** Bu unsurları (ve diğerlerini) taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibranameler, kanun tarafından 'kesin olarak hükümsüz' sayılır (TBK m.420/2, son cümle). Bu, hakimin re'sen dikkate alması gereken, kesin ve ağır bir geçersizlik halidir. İşçi, geçersiz bir ibra sözleşmesi imzalamış olsa bile, alacaklarının tamamı için dava açma hakkını kaybetmez. (TBK m.420)