TCK m.61/9'da yer alan, 'Adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz' hükmünün, ceza adaletinde orantılılık ve seçenekli yaptırımlar arasındaki dengeyi nasıl sağladığını bir örnekle açıklayınız.
TCK m.61/9, hakimin, hapis veya adli para cezasının 'seçenekli' olarak öngörüldüğü suçlarda, adli para cezasını seçmesi durumunda, bu cezanın gün birimini belirlerken keyfi davranmasını önleyen önemli bir kuraldır. Bu kural, ceza adaletinde iki önemli dengeyi sağlar: 1) **Orantılılık:** Bir suç için kanun koyucu, örneğin '4 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası' (TCK m.86/2, kasten yaralama) öngörmüşse, bu suçun haksızlık içeriğinin bu aralıkta olduğunu kabul etmiş demektir. Hakim, daha hafif bir yaptırım olan adli para cezasını seçtiğinde, bu cezanın gün biriminin, hapis cezasının sınırlarının dışına çıkmaması gerekir. Adli para cezasının gün biriminin alt sınırı, hapis cezasının alt sınırı olan 4 aydan (120 gün) az olamaz; üst sınırı da hapis cezasının üst sınırı olan 1 yıldan (365 gün) fazla olamaz. 2) **Seçenekli Yaptırımlar Arasındaki Denge:** Bu kural, hakimin seçenekli yaptırımlar arasında tutarlı bir tercih yapmasını sağlar. Eğer hakim, fiilin haksızlık içeriğini hapis cezasının alt sınırına (4 ay) yakın görüyorsa, adli para cezasını seçtiğinde de gün birimini bu alt sınıra (120 gün) yakın belirlemelidir. Hakimin, fiili çok hafif bulup 4 ay hapis cezası yerine, örneğin 500 gün adli para cezası gibi orantısız bir ceza vermesini engeller. Bu, seçenekli yaptırımların birbiriyle tutarlı ve fiille orantılı olmasını temin eder. (TCK m.61/9, 86/2)