Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2013/5649 sayılı kararında, mahkemenin bir itirazın iptali davasını önce 'eda davası ve basit yargılama', sonra 'inşai dava ve basit yargılama' olarak nitelendirmesinin neden 'doğru olmadığı'nı, davanın hukuki niteliğinin belirlenmesinin yargılama usulü üzerindeki etkileri açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62409

Yargıtay'ın anılan kararında, mahkemenin aynı davayı farklı oturumlarda farklı hukuki niteliklerle (eda davası, inşai dava) tanımlaması ve her iki durumda da yanlış usulü (basit yargılama) benimsemesi eleştirilmiştir. **Hukuki Niteliğin Belirlenmesinin Önemi:** Bir davanın hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi, o davada hangi yargılama usulünün uygulanacağını saptamak için temel bir öneme sahiptir. - **İtirazın İptali Davasının Niteliği:** Bu dava, alacaklının, borçlunun itirazı üzerine duran takibe devam edilmesini ve alacağının tahsilini talep ettiği bir 'eda davası'dır (HMK m.105). İnşai bir dava (yeni bir hukuki durum yaratma) değildir. - **Uygulanacak Yargılama Usulü:** HMK uyarınca, itirazın iptali davaları için özel olarak 'basit yargılama usulü' öngörülmemiştir. Bu nedenle, bu davalara genel kural olan 'yazılı yargılama usulü' (HMK m.118 vd.) uygulanmalıdır. **Mahkemenin Hatası:** Mahkeme, hem davanın hukuki niteliğini (önce eda, sonra inşai diyerek) hem de buna bağlı olarak uygulanacak yargılama usulünü (basit yargılama diyerek) yanlış belirlemiştir. Bu, tarafların dilekçe sunma haklarından (yazılı usulde 4 dilekçe hakkı vardır) yargılamanın aşamalarına kadar tüm süreci etkileyen temel bir usul hatasıdır. Yargılamanın, kanunun öngördüğü doğru usul kurallarına göre yürütülmesi, adil yargılanma hakkının bir gereğidir ve bu nedenle Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmıştır. (HMK m.105, 118, 316; Yargıtay 15. HD, E.2013/5649)