Boşanma davasında, tarafların dilekçeler aşamasında (dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap) ileri sürmedikleri bir vakıanın, tahkikat aşamasında (örneğin, tanık ifadesi sırasında) ortaya çıkması durumunda, mahkemenin bu yeni vakıayı 'iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı' (HMK m.141) karşısında nasıl değerlendirmesi gerektiğini tartışınız.
HMK m.141 uyarınca, 'Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler.' Bu kurala 'iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı' denir. Bu yasak, ön inceleme duruşması bittikten sonra başlar. Bu nedenle, tahkikat aşamasında, tarafların dilekçelerinde hiç dayanmadıkları yeni bir vakıayı (örneğin, daha önce hiç bahsedilmeyen yeni bir aldatma olayını) ileri sürmeleri, kural olarak bu yasağa takılır. **Yeni Vakıanın Değerlendirilmesi:** Eğer tahkikat aşamasında, örneğin bir tanığın ifadesi sırasında, dilekçelerde yer almayan yeni bir boşanma sebebi ortaya çıkarsa, mahkemenin bu durumu nasıl değerlendireceği tartışmalıdır. 1) **Katı Yorum:** Yasağın katı yorumuna göre, karşı taraf açıkça muvafakat etmedikçe veya ıslah yoluna başvurulmadıkça, mahkeme bu yeni vakıayı dikkate alamaz ve hükmüne esas yapamaz. 2) **Esnek Yorum (Hakimin Re'sen Araştırma İlkesi):** Ancak boşanma davaları, kamu düzenini ilgilendirdiği ve hakimin 'delilleri serbestçe takdir edeceği' (TMK m.184) ve maddi gerçeği araştırma yükümlülüğü olduğu için, bazı görüşler hakimin bu yeni vakıayı tamamen göz ardı edemeyeceğini savunur. Hakim, bu yeni vakıanın varlığına dair ciddi bir kanaat edinirse, taraflara bu konuda beyanda bulunma ve delil sunma imkanı tanıyarak, yargılamanın seyrini bu yeni duruma göre şekillendirebilir. Ancak bu, yasağın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. En doğru usul, yeni vakıayı ileri sürmek isteyen tarafın, şartları varsa 'ıslah' (HMK m.176) yoluna başvurmasıdır. (HMK m.141, 176; TMK m.184)