HMK'ya göre, eda davası (HMK m.105) ile menfi tespit davası (İİK m.72) arasındaki temel farkı, davacının amacı ve ispat yükünün dağılımı açısından açıklayınız. Yargıtay'ın, bir istirdat davasının (eda davası) menfi tespit istemini de içerdiği yönündeki yorumunun (15. HD, E.2014/6864) pratik sonuçları nelerdir?
Eda davası ve menfi tespit davası, amaç ve ispat yükü açısından birbirinden ayrılır: 1) **Eda Davası (HMK m.105):** - **Amaç:** Davacının amacı, davalıdan bir alacağın tahsil edilmesi veya bir edimin yerine getirilmesidir. Davacı, 'alacaklı' konumundadır. - **İspat Yükü:** Alacağın varlığını ispat yükü, davacı (alacaklı) üzerindedir. 2) **Menfi Tespit Davası (İİK m.72):** - **Amaç:** Davacının amacı, bir icra takibine konu olan veya ileride konu olabilecek bir borcunun 'bulunmadığının tespitini' sağlamaktır. Davacı, 'borçlu' konumundadır. - **İspat Yükü:** Kural olarak, borcun varlığını ispat yükü, davalı (alacaklı) üzerindedir. Ancak davacı borcu ödediğini veya senedin sahte olduğunu iddia ediyorsa, bu iddialarını ispatla yükümlü olur. **Yargıtay Kararının Pratik Sonuçları:** Yargıtay'ın, bir istirdat davasının (icra tehdidi altında ödenen paranın iadesi talebi - bir eda davası türü) aynı zamanda menfi tespit (borçlu olunmadığının tespiti) istemini de içerdiği yönündeki yorumu, usul ekonomisi sağlar. Davacı, borçlu olmadığının tespiti için ayrı, ödediği paranın iadesi için ayrı dava açmak yerine, tek bir 'istirdat davası' ile her iki sonuca da ulaşabilir. Mahkeme, bu davada öncelikle borcun var olup olmadığını tespit edecek, borç yoksa ödenen paranın iadesine karar verecektir. Bu, davaların birleştirilmesi ihtiyacını ortadan kaldırır ve süreci basitleştirir. (HMK m.105; İİK m.72; Yargıtay 15. HD, E.2014/6864)