Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2017/4602 sayılı kararında, internet ile yapılan yayınlar yönünden Basın Kanunu hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığı yönündeki tespitinin, 'basılmış eser' tanımının teknolojik gelişmeler karşısındaki yorumlanma sınırlarını ve bu durumun görevli mahkemenin belirlenmesine etkisini analiz ediniz.
5187 sayılı Basın Kanunu'nun 27. maddesi, 'basılmış eserler' yoluyla işlenen suçlar için özel görevli mahkemeler öngörür. Yargıtay, anılan kararında ve yerleşik içtihatlarında, Basın Kanunu'nun 2. maddesindeki 'basılmış eser' tanımını (her türlü basım aracı ile basılan veya çoğaltılan yazı, resim vb.) dar ve lafzi olarak yorumlamaktadır. Bu yoruma göre, tanım, fiziksel bir basım veya çoğaltma eylemini gerektirdiği için internet siteleri, televizyon yayınları gibi anlık ve dijital yayınları kapsamamaktadır. **Teknolojik Gelişmeler ve Yorum Sınırları:** Yargıtay'ın bu yaklaşımı, kanunilik ilkesinin (suç ve cezanın kanuni tanımının genişletilemeyeceği) bir gereği olarak görülebilir. Kanun metni, dijital yayınları açıkça kapsamadığı için, mahkemelerin kıyas yoluyla bu yayınları 'basılmış eser' sayması kanunilik ilkesini ihlal edecektir. **Görevli Mahkemeye Etkisi:** Bu yorumun doğrudan sonucu, internet veya TV yoluyla işlenen hakaret, iftira gibi suçlarda Basın Kanunu'ndaki özel görev kurallarının (örneğin, 2 Nolu Asliye Ceza Mahkemesi) uygulanamamasıdır. Bu durumda, dava genel hükümlere göre görevli olan herhangi bir Asliye Ceza Mahkemesinde görülmelidir. Dolayısıyla, internet üzerinden işlenen bir suç için görevsizlik kararı vererek dosyayı özel görevli Basın Mahkemesine gönderen bir mahkemenin kararı hukuka aykırı olacaktır. (5187 SK m.2, 27; Yargıtay 2. CD, E.2017/80, K.2017/93 - dolaylı atıf)