Boşanma davası sonucunda verilen 'yoksulluk nafakası'nın (TMK m.175) hangi durumlarda mahkeme kararıyla kaldırılabileceğini (TMK m.176/3) ve bu durumların ispat yükünün kime ait olduğunu tartışınız.
Süresiz olarak hükmedilen yoksulluk nafakası, belirli durumların ortaya çıkması halinde sona erer. Bazı durumlar nafakayı kendiliğinden kaldırırken, bazıları için mahkeme kararı gerekir. TMK m.176/3 uyarınca, 'mahkeme kararıyla' kaldırılabilen haller şunlardır: 1) **Alacaklı Tarafın Evlenme Olmaksızın Fiilen Evliymiş Gibi Yaşaması:** Nafaka alan eşin, başka bir kişiyle evlilik birliği olmasa da, sürekli ve karı-koca gibi bir hayat sürmesidir. Bu durumun, nafaka yükümlüsü tarafından ispatlanması gerekir. 2) **Yoksulluğunun Ortadan Kalkması:** Nafaka alan eşin, bir işe girmesi, miras yoluyla malvarlığı edinmesi veya başka bir nedenle yoksulluk durumunun ortadan kalkmasıdır. İspat yükü yine nafaka yükümlüsündedir. 3) **Haysiyetsiz Hayat Sürmesi:** Nafaka alan eşin, toplumun genel ahlak anlayışına aykırı, onur kırıcı bir yaşam tarzını benimsemesidir. Bu durumun da ispatı nafaka yükümlüsüne aittir. Bu üç halde, nafaka kendiliğinden kalkmaz. Nafaka borçlusu eş, bu durumların varlığını iddia ve ispat ederek Aile Mahkemesi'nde 'nafakanın kaldırılması' davası açmalıdır. Mahkeme, iddiaların doğruluğunu tespit ederse, nafakayı dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kaldırır. (TMK m.175, 176)