Hizmet sözleşmesinin işverenin ölümüyle sona erip ermeyeceğini (TBK m.441), sözleşmenin 'ağırlıklı olarak işverenin kişiliği dikkate alınmak suretiyle' kurulup kurulmamasının bu sonuç üzerindeki etkisini ve bu durumda işçinin tazminat hakkını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62392

Kural olarak, işverenin ölümü hizmet sözleşmesini sona erdirmez. TBK m.441/1 uyarınca, 'İşverenin ölümü hâlinde, yerini mirasçıları alır.' Bu durumda, işyeri devrine ilişkin hükümler (TBK m.428) kıyasen uygulanır ve işçi, işverenin mirasçılarıyla çalışmaya devam eder. **Sona Erme İstisnası:** Ancak bu kuralın bir istisnası vardır: 'Hizmet sözleşmesi ağırlıklı olarak işverenin kişiliği dikkate alınmak suretiyle kurulmuşsa, onun ölümüyle kendiliğinden sona erer' (TBK m.441/2). Bu durum, iş ilişkisinin, işverenin özel yetenekleri, sanatı, bilgisi veya kişisel güven ilişkisi üzerine kurulduğu hallerde söz konusu olur. Örneğin, özel bir şefin yanında çalışan bir aşçı yamağı, bir sanatçının kişisel asistanı veya özel bir doktorun hemşiresi ile yapılan sözleşmeler bu nitelikte olabilir. İşverenin kişiliği, sözleşmenin esaslı bir unsuru haline gelmiştir. **İşçinin Tazminat Hakkı:** Bu istisnai durumda sözleşme kendiliğinden sona erdiğinde, işçi mağdur olabilir. Bu nedenle kanun, 'Ancak, işçi sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zarar için, mirasçılardan hakkaniyete uygun bir tazminat isteminde bulunabilir' hükmünü getirmiştir. Bu, işçinin ani işsizlik nedeniyle uğradığı kayıpları telafi etmeyi amaçlayan özel bir hakkaniyet tazminatıdır. (TBK m.428, 441)