Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/816 E., 2019/2725 K. sayılı kararında, davacıların murislerine ait banka hesap özetlerinin ve vekaletname suretlerinin kendilerine verilmesi talebinin, neden hem tespit davasına hem de eda davasına konu olamayacağı ve 'hukuki yarar' dava şartını karşılamadığı yönündeki çoğunluk görüşünün hukuki mantığını, 'delil tespiti' kurumuyla ilişkilendirerek analiz ediniz. Karşı oyun bu görüşten ayrıldığı noktaları belirtiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62387

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin çoğunluk görüşünün hukuki mantığı, davacıların talebinin aslında ileride açılabilecek bir tazminat veya alacak davası için 'delil toplama' amacına yönelik olmasına dayanır. **Çoğunluk Görüşünün Mantığı:** - **Tespit Davasına Konu Olamaz:** Davacıların talebi, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının tespiti değil, 'maddi bir olgu' olan belgelerin içeriğinin ne olduğunun belirlenmesine yöneliktir. Maddi vakıalar tespit davasına konu olamaz. - **Eda Davasına Konu Olamaz:** Davacıların talebi, bir eda davası (HMK m.105) olarak nitelendirilse bile, bu 'hukuki yarar' şartını karşılamaz. Çünkü davacıların amacı, bu belgeleri alıp inceledikten sonra, eğer bir usulsüzlük tespit ederlerse asıl davayı (örneğin, sebepsiz zenginleşme veya tazminat davası) açmaktır. Bu durumda, açılan bu dava, asıl davada tartışılacak delillerin, dava açılmadan önce mahkeme kanalıyla toplanmasına hizmet etmektedir. Hukukumuzda bu amaca hizmet eden özel kurum 'delil tespiti'dir (HMK m.400 vd.). Davacılar, dava açmak yerine delil tespiti yoluna başvurmalıydılar. Bu yola başvurmadan, doğrudan bir eda davası ile delil talep etmelerinde hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmiştir. **Karşı Oyun Ayrıldığı Nokta:** Karşı oy ise, davacıların talebinin HMK m.105 anlamında bir 'eda davası' (belgelerin verilmesi) olduğunu, Bankacılık Kanunu'ndaki müşteri sırrı hükümleri nedeniyle davacıların bu bilgilere başka bir yolla ulaşma imkanı olmadığını, dolayısıyla dava açmakta 'hukuki yararlarının bulunduğunu' savunmuştur. Karşı oya göre, mahkeme talebi hukuki yarar yokluğundan reddetmek yerine, edaya ilişkin bir hüküm kurmalıydı. (HMK m.105, 106; Yargıtay 11. HD Kararı)