Boşanma davasında, TMK m.184'te hakime tanınan 'gerek re'sen, gerek istem üzerine taraflara yemin önerememe' ve 'tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamaması' kurallarının, boşanma davalarının 'kamu düzeni' ile olan ilgisi açısından hukuki temelini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62384

Boşanma davalarında, TMK m.184'te düzenlenen bu özel usul kurallarının temelinde, evlilik birliğinin sona ermesinin sadece tarafların özel hayatını değil, aynı zamanda toplumun temel taşı olan aileyi ve dolayısıyla 'kamu düzenini' ilgilendirdiği düşüncesi yatar. **Yemin Yasağı (m.184/2):** Hukuk davalarında hakim, delil yetersizliği durumunda taraflardan birine yemin teklif edebilir. Ancak boşanma davasında bu yasaklanmıştır. Çünkü boşanma gibi hassas ve kişisel bir konuda, tarafların dini veya manevi duygularının baskısı altında gerçeğe aykırı beyanda bulunarak yemin etmeleri ve bu yeminin tek başına boşanma kararına dayanak yapılması riski önlenmek istenmiştir. **İkrarın Bağlayıcı Olmaması (m.184/3):** Normal hukuk davalarında, bir tarafın diğerinin iddiasını kabul etmesi (ikrar), hakim için bağlayıcıdır ve o vakıa ispatlanmış sayılır. Ancak boşanma davasında tarafların, 'boşanma sebebini oluşturan olayların yaşandığı' yönündeki ikrarları hakimi bağlamaz. Bu kuralın amacı, tarafların anlaşarak veya muvazaalı bir şekilde, gerçekte var olmayan boşanma sebeplerini (örneğin, hayali bir aldatma olayı) varmış gibi gösterip mahkemeyi yanıltarak boşanmalarını engellemektir. Hakim, ikrara rağmen, iddia edilen olayların gerçekten yaşandığına dair delilleri araştırmalı ve 'vicdani bir kanaat' oluşturmalıdır. (TMK m.184)