AİHM Yalçınkaya Kararı'nda, Türk mahkemelerinin ByLock kullanımına 'objektif sorumluluk' yükleyerek, suçun 'manevi unsuru' olan kastı araştırmamasının AİHS m.7 (kanunsuz ceza olmaz) açısından bir ihlal olarak görülmesinin temelinde yatan 'bireysel cezai sorumluluk' ilkesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62381

AİHM Yalçınkaya Kararı, ByLock kullanımına dayalı mahkumiyet kararlarını, AİHS m.7 açısından 'bireysel cezai sorumluluk' ilkesinin ihlali olarak görmüştür. Bu ilke, bir kişinin ancak kendi kusurlu eyleminden sorumlu tutulabileceğini, bir grubun üyesi olduğu varsayımıyla veya objektif bir duruma bağlı olarak otomatik olarak suçlu kabul edilemeyeceğini ifade eder. **Karardaki Değerlendirme:** - **Objektif Sorumluluk Yüklenmesi:** AİHM'e göre, Türk mahkemeleri, ByLock uygulamasını kullanmanın tek başına silahlı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturduğunu kabul ederek, faile bir 'objektif sorumluluk' yüklemiştir. - **Manevi Unsurun (Kastın) Araştırılmaması:** Terör örgütü üyeliği suçu, 'özel kastla' işlenebilen bir suçtur. Failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olma, örgütün amacını bilme ve benimseme iradesine sahip olması gerekir. Mahkemeler, her sanığın özel durumunda bu 'manevi unsurun' (bilgi ve kastın) var olup olmadığını bireysel olarak araştırmadan, sadece uygulamayı kullanmayı yeterli görerek, suçun en temel kurucu unsurunu göz ardı etmişlerdir. - **Suçun Genişletilmesi:** Bu yaklaşım, 'suçun kurucu unsurlarını bir kenara bırakma ve bu suçu katı bir sorumluluk suçuna benzetme' etkisi yaratmıştır. Bu, AİHS m.7'nin amaç ve hedefine aykırı olarak, suçun kapsamının öngörülemez bir şekilde sanığın aleyhine genişletilmesi anlamına gelmektedir. Sonuç olarak, bireysel kast ve irade araştırılmadan, sadece bir teknolojik aracın kullanımına dayalı olarak mahkumiyet kurulması, bireysel cezai sorumluluk ilkesini ve dolayısıyla AİHS m.7'yi ihlal etmiştir. (AİHS m.7; AİHM Yalçınkaya Kararı, par. 265, 271)