Maddi tazminat davalarında, davalının idari bir kurum olduğu ve zararın 'hizmet kusurundan' kaynaklandığı durumlarda, 'yargı yolu'nun neden idari yargı olduğunu ve bu durumda husumetin kime yöneltilmesi gerektiğini Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2016/11849 sayılı kararı ışığında açıklayınız.
İdarenin yürüttüğü kamu hizmeti sırasında, bu hizmetin kötü veya eksik işlemesi ya da hiç işlememesi nedeniyle kişilerin zarara uğraması, 'hizmet kusuru' olarak adlandırılır. Bu tür bir kusurdan kaynaklanan tazminat davaları, adli yargının değil, 'idari yargının' görev alanına girer. Bu davalar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) uyarınca 'tam yargı davası' olarak nitelendirilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin anılan kararında, trafik tescil bürosu görevlilerinin kayıtları incelerken gerekli dikkat ve özeni göstermemeleri (hizmet kusuru) sonucu davacının zarar gördüğü iddiasıyla açılan davanın, idari yargıda görülmesi gerektiği belirtilmiştir. **Husumetin Yöneltilmesi:** İYUK m.2 uyarınca, idari yargı yerlerinde açılacak davalarda husumet, zarara neden olan kamu görevlisine (doktor, memur vb.) değil, o görevlinin bağlı olduğu 'ilgili idari kuruluşa' (Bakanlık, Belediye, Valilik vb.) yöneltilir. Kamu görevlisine karşı adli yargıda dava açılamaz. Devlet, ödediği tazminatı, şartları varsa ilgili kamu görevlisine rücu edebilir. Yargıtay kararında da, davacının gerçek kişi olan doktora karşı değil, ilgili idari kuruma karşı dava açması gerektiği, bu nedenle davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olmadığı vurgulanmıştır. (İYUK m.2; Yargıtay 4. HD, K.2016/11849)