İrtikap suçunda (TCK m.250), failin eyleminin 'rüşvet almaya teşebbüs' mü yoksa 'irtikap suçuna teşebbüs' mü olduğunun belirlenmesinde, Yargıtay'ın kullandığı 'mağdurun hukuki zemini' ve 'baskıdan kolayca kurtulma imkanı' kriterlerini, 5. Ceza Dairesi'nin 2015/8809 ve 2014/4881 sayılı kararlarını karşılaştırarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62370

Yargıtay, irtikap ile rüşvet arasındaki ince çizgiyi belirlerken, mağdurun hukuki durumu ve iradesi üzerindeki etkinin niteliğine odaklanmaktadır. **Yargıtay 5. CD, 2015/8809 Kararı (Rüşvet almaya teşebbüs):** Bu kararda, kaçak işçi çalıştıran işyeri sahibinden polislerin para istemesi ele alınmıştır. Yargıtay, işyeri sahibinin (mağdurun) 'meşru bir zeminde olmadığını', yasa dışı bir durumda olduğunu ve polislerin talebinin, yasal bir işlemi 'yapmamak' karşılığında olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, mağdurun polisleri oyalayarak savcılığa şikayet edip yakalattırması, 'baskıdan kolayca kurtulma imkanına sahip olduğunu' ve iradesinin irtikap suçunun gerektirdiği ölçüde baskı altında olmadığını göstermiştir. Bu nedenle eylem, rüşvet almaya teşebbüs olarak nitelendirilmiştir. **Yargıtay 5. CD, 2014/4881 Kararı (Rüşvet alma):** Bu kararda ise, KGS kartı olmayan sürücülere korsan geçiş yaptıran kişilerin, kendilerine engel olmamaları için polis memuruna para vermesi söz konusudur. Burada da menfaat sağlayan kişiler 'yasal olmayan bir zemindedir' ve polis memuruyla, görevinin gereğini yapmaması için bir anlaşmaya varmışlardır. Kişilerin de 'baskıdan kolayca kurtulma imkanına sahip oldukları' vurgulanarak, eylemin irtikap değil, tamamlanmış bir rüşvet alma suçu olduğu kabul edilmiştir. **Analiz:** Her iki kararda da ortak olan, menfaat sağlayan kişilerin yasa dışı bir durumda (meşru zeminde olmama) bulunması ve kamu görevlisinin talebinin yasa dışı bir eyleme göz yumma veya yapılması gerekeni yapmama karşılığında olmasıdır. Bu durum, eylemi karşılıklı bir pazarlık ve anlaşma içeren rüşvet suçuna yaklaştırır. Mağdurun baskıdan kolayca kurtulabilmesi ise, irtikap için gereken 'yoğun manevi cebir' unsurunun oluşmadığını gösterir. (TCK m.250, 252; Yargıtay 5. CD Kararları)