Boşanma davası ile birlikte talep edilen maddi ve manevi tazminatın (TMK m.174), Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/3067 E. sayılı kararına göre, boşanma davasında kesinleşen 'kusur dağılım ve derecesine' bağlı olmasının hukuki anlamını ve bu durumun, boşanmadan sonra açılan ayrı tazminat davaları için sonuçlarını tartışınız.
Hukuk Genel Kurulu'nun anılan kararında da belirtildiği gibi, boşanmanın fer'isi niteliğindeki maddi ve manevi tazminat talepleri, boşanmaya sebep olan olaylardaki 'kusura' sıkı sıkıya bağlıdır. **Boşanma Davasında Kesinleşen Kusurun Bağlayıcılığı:** Boşanma davası sonucunda verilen ve kesinleşen kararda, tarafların kusur durumları (kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu) belirlenir. Bu kusur belirlemesi, 'kesin hüküm' (maddi anlamda) teşkil eder. **Boşanmadan Sonra Açılan Tazminat Davaları İçin Sonuçları:** Eğer tazminat talepleri, boşanma davasından sonra, 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde ayrı bir dava ile ileri sürülürse, bu yeni davada mahkeme 'yeniden bir kusur araştırması yapamaz'. Mahkeme, kesinleşen boşanma davasındaki 'tarafların kusur dağılım ve derecesine bakıp', nafaka ve tazminat taleplerini buna göre karara bağlayacaktır. Yani, boşanma davasında 'az kusurlu' olduğu tespit edilen bir eş, sonradan açtığı tazminat davasında 'ağır kusurlu' kabul edilemez. Bu kural, aynı konuda çelişkili kararlar verilmesini önler ve hukuki güvenliği sağlar. (TMK m.174, 178; Yargıtay HGK - 2017/3067 E., 2019/512 K.)