TCK m.61'e göre temel ceza belirlenirken, 'hak ve nasafet'in tek başına bir ölçüt olarak kullanılıp kullanılamayacağını, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun taksirli suçlara ilişkin 2011/105 sayılı kararı çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62364

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararında da vurgulandığı gibi, temel cezanın belirlenmesinde, TCK m.61/1'de sayılan objektif ölçütler esastır. 'Hak ve nasafet' (hakkaniyet ve adalet) ise, bu objektif ölçütlerin uygulanmasında hakime yol gösteren genel bir ilkedir, ancak tek başına ve soyut bir gerekçe olarak kullanılamaz. Kararda belirtildiği üzere, 'cezanın yasada yer alan objektif ölçütler terk edilerek, tamamen sübjektif olan hak ve nasafet gereğince tayin edilebileceğinin kabul edilmesi halinde ise, kişilere göre değişkenlik gösterecek olan hak ve nasafet ölçütlerinden kaynaklanan adaletsiz uygulamalar ortaya çıkacaktır.' Yani hakim, 'hak ve nasafete uygun olarak' diyerek keyfi bir ceza belirleyemez. Bunun yerine, TCK m.61/1'deki somut kriterleri (suçun işleniş biçimi, kusurun ağırlığı, zararın büyüklüğü vb.) kullanarak, bu kriterler çerçevesinde hakkaniyete ve orantılılık ilkesine uygun bir sonuca ulaşmalı ve kararını bu somut gerekçelere dayandırmalıdır. Hak ve nasafet, bu somut gerekçelerin uygulanmasındaki nihai amaç ve denge unsurudur. (TCK m.3, 61/1; YCGK - Karar: 2011/105)