Ceza Muhakemesi Hukukunda 'kanun yararına bozma' (CMK m.309) olağanüstü kanun yolunun, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2014/3733 sayılı kararında olduğu gibi, mahkemeler arasındaki 'olumsuz görev uyuşmazlığı'nın çözümü için neden uygun bir yol olmadığını, 'merci tayini' kurumunun önceliği açısından açıklayınız.
Kanun yararına bozma (CMK m.309), temyiz edilmeden kesinleşmiş ve hukuka aykırı olan bir kararın, Yargıtay tarafından bozulmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Ancak bu yol, her türlü hukuka aykırılık için değil, davanın esasını etkileyen veya usulde ciddi hatalar içeren durumlar için öngörülmüştür. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, iki mahkeme (Ağır Ceza ve Sulh Ceza) arasında bir 'olumsuz görev uyuşmazlığı' çıkmıştır. Bu durumda, öncelikli olarak çözülmesi gereken sorun, hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesidir. CMK m.4/2, bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkemeyi 'ortak yüksek görevli mahkemenin' belirleyeceğini düzenler. Bu prosedür 'yargı yeri belirlemesi' veya 'merci tayini' olarak adlandırılır ve Yargıtay'ın ilgili ceza dairesi (iş bölümüne göre 5. CD) tarafından yerine getirilir. Kanun yararına bozma, 'kesinleşmiş' bir karara karşı gidilen bir yoldur. Oysa görev uyuşmazlığı çıktığında, ortada henüz esasa ilişkin verilmiş ve kesinleşmiş bir hüküm yoktur; sadece yargılamanın hangi mahkemede devam edeceğine dair bir belirsizlik vardır. Bu nedenle, Yargıtay, öncelikle bu usuli sorunun merci tayini yoluyla çözülmesi gerektiğini, bu temel sorun çözülmeden kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağını belirtmiştir. Yani, merci tayini, kanun yararına bozmaya göre daha 'öncelikli' ve 'özel' bir usuli çözümdür. (CMK m.4, 309; Yargıtay 1. CD Kararı)