Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2021/6876 sayılı kararında, çekişmeli olarak başlayan bir boşanma davasının, tarafların istinaf/temyiz aşamasında anlaşarak protokol sunmaları üzerine 'anlaşmalı boşanma davasına' dönüşebileceği yönündeki içtihadının usul hukuku açısından önemini ve bu durumda dosyanın akıbetini açıklayınız.
Yargıtay'ın anılan kararı, tarafların irade serbestisinin yargılamanın her aşamasında geçerli olduğunu ve usul ekonomisi ilkesinin önemini vurgulamaktadır. Çekişmeli olarak başlayıp ilk derece mahkemesinde karara bağlanan bir boşanma davasında, taraflar kanun yolu aşamasında (bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay'da) boşanma ve fer'ileri konusunda anlaşarak ortak bir dilekçe ve 'anlaşmalı boşanma protokolü' sunabilirler. Bu durumda, üst mahkeme, tarafların bu yeni irade beyanını dikkate alır. **Usul Hukuku Açısından Önemi:** Bu içtihat, yargılamanın uzamasını önler ve tarafların kendi sorunlarına kendi buldukları çözümün hukuken tanınmasını sağlar. Çekişmeli sürecin getireceği zaman, masraf ve manevi yıpranmayı ortadan kaldırır. **Dosyanın Akıbeti:** Yargıtay veya bölge adliye mahkemesi, tarafların sunduğu bu anlaşmayı ve protokolü kabul ettiğinde, ilk derece mahkemesinin çekişmeli boşanmaya ilişkin kararını 'bozar'. Dosyanın, tarafların ibraz ettiği anlaşmalı boşanma protokolü uyarınca, TMK m.166/3 çerçevesinde (tarafları bizzat dinleyerek) bir karar verilmesi için 'ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine' karar verir. Bu, davanın en başa dönmesi değil, nitelik değiştirerek sonuçlandırılması anlamına gelir. (TMK m.166/3; Yargıtay 2. HD, E.2021/4052, K.2021/6876)