Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/415 sayılı kararında, taksirle ölüme neden olma suçunda temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılarak belirlenmesinin 'orantılılık' ilkesine uygun bulunmasının gerekçelerini, 'failin kusurunun ağırlığı' ve 'suçun işleniş biçimi' unsurları açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62341

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararında, taksirli suçta temel cezanın üst sınıra yakın belirlenmesinin orantılı bulunmasının temelinde, failin kusurunun ve eylemin haksızlık içeriğinin yüksek olması yatmaktadır. Kararın gerekçeleri şunlardır: 1) **Failin Kusurunun Ağırlığı:** Sanığın, bilirkişi raporlarına göre 'asli kusurlu' olduğu tespit edilmiştir. Bu, sanığın dikkat ve özen yükümlülüğünü ciddi bir şekilde ihlal ettiğini gösterir. 2) **Suçun İşleniş Biçimi:** Sanığın, hızını yol ve trafik durumuna göre ayarlamaması, trafiğin yoğun olduğu bir yerde ve 'üzerinden geçmenin yasak olduğu çizgili alandan' yolun karşısına geçmesi gibi birden fazla kural ihlali yapması, suçun işleniş biçiminin vahametini artırmaktadır. Bu davranışlar, basit bir dikkatsizliğin ötesinde, bilinçli bir risk alma veya ağır bir ihmal olarak değerlendirilmiştir. YCGK, TCK m.22/4 (cezanın kusura göre belirlenmesi) ve TCK m.61/1'deki ölçütleri bir bütün olarak değerlendirerek, sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı ve suçun işleniş biçimi dikkate alındığında, yerel mahkemenin alt sınırdan (2 yıl) önemli ölçüde uzaklaşarak 5 yıl hapis cezası belirlemesinin, TCK m.3'teki 'orantılılık' ilkesine uygun ve adil bir ceza olduğu sonucuna varmıştır. (TCK m.3, 22/4, 61, 85/1; YCGK-K.2020/415)