Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararlarının 'objektif işlevi'nin, 'ikincillik ilkesi' ile olan ilişkisini ve bu durumun temel hak ve özgürlüklerin korunmasında derece mahkemelerine yüklediği sorumluluğu (İbrahim Er ve Diğerleri Kararı) analiz ediniz.
Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararlarının 'objektif işlevi', genel olarak Anayasa'nın temel hak ve özgürlükleri düzenleyen hükümlerini yorumlamak ve bunların uygulanmasını denetlemektir. AYM'nin İbrahim Er ve Diğerleri Kararı'nda belirttiği gibi, bu objektif işlev, subjektif işlevden (başvurucunun ihlalini gidermek) daha ön plandadır. **İkincillik İlkesi ile İlişkisi:** Bireysel başvuru yolunun temel ilkelerinden olan 'ikincillik (subsidiarity) ilkesi', temel hak ve özgürlüklerin korunmasında asıl görevin kamu makamları ve 'derece mahkemelerine' ait olduğunu ifade eder. Bireysel başvuru, ancak bu yollar tüketildikten sonra başvurulabilen ikincil bir mekanizmadır. **Derece Mahkemelerinin Sorumluluğu:** Bu iki ilke birleştiğinde, derece mahkemelerine önemli bir sorumluluk yüklenmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin bir konuda verdiği ihlal kararı, sadece o başvuru için değil, 'objektif işlevi' gereği, benzer durumdaki tüm davalar için yol gösterici bir nitelik taşır. Derece mahkemeleri, temel hak ve özgürlükleri 'ilk elden' korumakla yükümlü olduklarından, Anayasa Mahkemesi'nin ve AİHM'in yerleşik içtihatlarını takip etmeli ve benzer ihlallerin kendi önlerindeki dosyalarda tekrarlanmasını önlemelidirler. Aksi takdirde, bireysel başvuru yolu birincil bir hak arama yoluna dönüşür ve bu, ikincillik ilkesinin ruhuna aykırı olur. (AYM İbrahim Er ve Diğerleri Kararı, p.45-46)