Boşanma davalarında 'delillerin serbestçe takdiri' (TMK m.184) ilkesinin, hakimin 'vicdani kanaat' oluşturma sürecindeki rolünü ve bu yetkinin mutlak olup olmadığını, özellikle hukuka aykırı delillerin değerlendirilmesi açısından tartışınız.
Boşanma davalarında hakim, TMK m.184 uyarınca 'kanıtları serbestçe takdir eder'. Bu ilke, hakimin belirli delillere bağlı kalmaksızın, dosyadaki tüm delilleri bir bütün olarak değerlendirerek, boşanma sebebini oluşturan olguların varlığına dair 'vicdanen bir kanaat' getirmesini ifade eder. Bu, hakime geniş bir takdir yetkisi tanır. Örneğin, tek bir tanık ifadesini yeterli görebileceği gibi, birden çok tanık ifadesini inandırıcı bulmayabilir. **Yetkinin Sınırları:** Ancak bu yetki mutlak ve sınırsız değildir. Hakimin takdiri, keyfi olamaz; akla, mantığa, hukuka ve dosya içeriğine uygun olmalıdır. Kararının gerekçesini Yargıtay denetimine elverişli bir şekilde açıklamak zorundadır. **Hukuka Aykırı Deliller:** Delillerin serbestçe takdiri ilkesi, 'hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin' (örneğin, özel hayatın gizliliğini ihlal ederek elde edilen ses kaydı, yasa dışı yerleştirilen kamera görüntüleri) serbestçe değerlendirilebileceği anlamına gelmez. Kural olarak, hukuka aykırı deliller hükme esas alınamaz. Ancak Yargıtay, özellikle aldatma gibi başka türlü ispatı çok zor olan durumlarda, bir defaya mahsus, anlık ve tesadüfi olarak elde edilen ve sistematik bir gözetleme içermeyen bazı kayıtların delil olarak kabul edilebileceğine dair istisnai kararlar vermektedir. Bu durum, 'delillerin serbestçe takdiri' ilkesi ile 'hukuka aykırı delillerin kullanılamaması' ilkesi arasındaki hassas dengeyi gösterir. (TMK m.184)