Türk hukukunda, bir suçun 'basılmış eserler yoluyla' işlenip işlenmediğinin belirlenmesinde 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 2. maddesindeki tanımın önemi nedir? Yargıtay'ın, televizyon yayınları ve internet siteleri üzerinden işlenen suçları bu kapsamda değerlendirmemesinin hukuki gerekçesini açıklayınız.
5187 sayılı Basın Kanunu'nun 27. maddesi, 'basılmış eserler yoluyla' işlenen suçlar için özel görevli mahkemeler öngördüğünden, bir suçun bu kapsama girip girmediğinin tespiti, görevli mahkemenin belirlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. Kanunun 2. maddesi, 'basılmış eser'i, 'Yayımlanmak üzere her türlü basım araçları ile basılan veya diğer araçlarla çoğaltılan yazı, resim ve benzeri eserler ile haber ajansı yayınları' olarak tanımlar. Bu tanım, fiziksel olarak basılmış veya çoğaltılmış materyalleri (gazete, dergi, kitap vb.) esas alır. Yargıtay, bu tanımı dar yorumlamaktadır. Yargıtay'a göre, televizyon yayınları veya internet siteleri üzerinden işlenen suçlar (hakaret, iftira vb.), bu tanım kapsamında bir 'basılmış eser' niteliği taşımamaktadır (Yargıtay 18. CD, E.2016/18850, K.2017/4790). Çünkü bu yayınlar, anlık ve görsel/işitsel niteliktedir; kanunun aradığı 'basım' veya 'çoğaltma' yoluyla oluşturulmuş materyaller değillerdir. Bu hukuki gerekçeyle Yargıtay, bu tür suçlarda Basın Kanunu'ndaki özel görev kurallarının uygulanamayacağına ve davaların genel hükümlere göre görevli mahkemelerde (genellikle Asliye Ceza Mahkemesi) görülmesi gerektiğine karar vermektedir. (5187 SK m.2, 27; Yargıtay kararları)