Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/9954 E., 2020/4200 K. sayılı kararında, alkolmetre ile yapılan ölçümde 1.00 promilin altında (0.95 promil) alkollü çıkan bir ticari taksi şoförünün, kaza saatine göre yapılan geriye dönük hesaplama ile alkol miktarının 1.00 promilden yüksek olduğunun kabul edilmesinin hukuki dayanağını ve bu tür bir hesaplamanın 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi karşısındaki durumunu tartışınız.
Yargıtay'ın anılan kararında, kaza anından 23 dakika sonra yapılan ölçümde 0.95 promil alkollü çıkan sanığın, kaza anındaki alkol oranının daha yüksek olduğunun kabul edilmesinin hukuki dayanağı, adli tıp biliminin kabul ettiği bilimsel bir veridir. Bu veriye göre, alkolün vücuttan atılımı (eliminasyon) ortalama olarak saatte 0.15 promil civarındadır. Mahkeme, bu bilimsel veriyi kullanarak bir 'geriye dönük hesaplama' (retrograde extrapolation) yapmış ve kaza anında sanığın kanındaki alkol oranının 1.00 promilin üzerinde olduğu sonucuna varmıştır. Bu, KTK m.48/6 uyarınca TCK m.179/3'ün uygulanması için yeterli görülmüştür. **'Şüpheden Sanık Yararlanır' İlkesi Karşısındaki Durumu:** Bu tür bir hesaplama, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi açısından tartışmalıdır. Çünkü alkolün eliminasyon hızı kişiden kişiye (metabolizma hızı, cinsiyet, kilo, yenen yemek vb. faktörlere göre) değişiklik gösterebilir. Ortalama bir değerin kullanılması, somut olayda sanığın aleyhine bir varsayıma dayanılması anlamına gelebilir. Eğer sanığın eliminasyon hızının ortalamadan daha yavaş olduğuna dair makul bir şüphe varsa veya bu konuda bir belirsizlik mevcutsa, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği, sanığın lehine olan ölçüm değerinin (0.95 promil) esas alınması ve geriye dönük hesaplamanın kesin bir delil olarak kabul edilmemesi gerektiği savunulabilir. Ancak Yargıtay, bu kararda bilimsel ortalama veriyi kesin bir delil olarak kabul etme eğilimi göstermiştir. (TCK m.179/3; KTK m.48/6; Yargıtay 12. CD Kararı)