Türk hukukunda ceza mahkemelerinin görev ve yetkilerinin kanunla belirlenmesi ilkesi, 'yargı yeri belirlemesi' (merci tayini) mekanizmasıyla nasıl güvence altına alınmıştır? Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesi ile Kuşadası Sulh Ceza Mahkemesi arasında çıkan olumsuz görev uyuşmazlığında, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin (E.2014/3722, K.2014/3733) kanun yararına bozma istemini reddetme gerekçesini, Yargıtay daireleri arasındaki iş bölümünü dikkate alarak açıklayınız.
Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir (CMK m.3). Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi 'ortak yüksek görevli mahkeme' belirler (CMK m.4/2). Bu mekanizma, yargılamanın sürüncemede kalmasını önler ve 'yargı yeri belirlemesi' (merci tayini) olarak adlandırılır. Somut olayda, bir iletişimin tespiti talebiyle ilgili olarak Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesi ile Kuşadası Sulh Ceza Mahkemesi arasında 'olumsuz görev uyuşmazlığı' çıkmıştır. Adalet Bakanlığı, Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna başvurmuştur. Ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bu istemi reddetmiştir. Red gerekçesi, usuli bir öncelik sorunudur. Yargıtay'a göre, ortada öncelikle çözülmesi gereken bir 'görev uyuşmazlığı' vardır. Yargıtay Kanunu ve Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun iş bölümü kararlarına göre, bu tür olumsuz görev uyuşmazlıklarının giderilmesi ve yargı yerinin belirlenmesi görevi, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'ne aittir. Bu nedenle, öncelikle 5. Ceza Dairesi'nin merci tayini yoluyla uyuşmazlığı çözmesi gerekmektedir. Bu temel usuli sorun çözülmeden, kararın esasına ilişkin bir hukuka aykırılığın kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, CMK m.309'da belirtilen kanun yararına bozma koşulları oluşmamıştır. (CMK m.3, 4, 309; Yargıtay 1. CD Kararı)