Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2015/8809 sayılı kararında, polis memurlarının kaçak işçi çalıştıran işyeri sahibinden para isteme eyleminin neden 'irtikap suçuna teşebbüs' değil de 'rüşvet almaya teşebbüs' olarak nitelendirildiğini, mağdurun iradesinin baskı altında olup olmaması ve tarafların hukuki zemini açısından açıklayınız.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, eylemin irtikap yerine rüşvet olarak nitelendirilmesinin temel nedenleri, mağdurun iradesi üzerindeki baskının niteliği ve tarafların hukuki zeminidir. Karara göre, polis memurlarının eylemi, Yasa'nın öngördüğü anlamda 'icbar (zorlama) veya ikna boyutuna varan davranışlar' içermemektedir. Mağdur, baskıdan kolayca kurtulma imkanına sahiptir; nitekim polise ihbarda bulunarak suçüstü yapılmasını sağlamıştır. Bu, irtikap suçunun gerektirdiği, mağdurun iradesini felç eden yoğun bir manevi cebirin bulunmadığını gösterir. Diğer yandan, mağdurun kendisi de 'yasa dışı bir zeminde' (kaçak işçi çalıştırma) bulunmaktadır. Polis memurları, görevleri gereği yapmaları gereken yasal bir işlemi (kaçak işçi tespiti ve bildirme) 'yapmamak için' menfaat talep etmişlerdir. Bu durum, tipik bir 'rüşvet alma' suçunun (görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapmama karşılığı menfaat sağlama) tanımına uymaktadır. Mağdurun ve faillerin karşılıklı olarak yasa dışı bir pazarlık içinde olması, eylemi irtikaptan ayırarak rüşvete yaklaştırmıştır. Eylem para alınmadan yakalanma ile sonuçlandığı için de 'rüşvet almaya teşebbüs' olarak kabul edilmiştir. (Bkz: barandogan.av.tr, İrtikap Suçu, Yargıtay Kararları)