Boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesiyle birlikte, tarafların birbirlerine karşı olan 'yasal mirasçılık' sıfatlarının sona ermesini (TMK m.181) ve bu durumun 'ölüme bağlı tasarruflar' üzerindeki etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62307

Boşanma kararının kesinleşmesi, evlilik birliğini geleceğe yönelik olarak sona erdirir. Bu sona ermenin en önemli sonuçlarından biri, miras hukukuna ilişkindir. TMK m.181/1'e göre, 'Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar'. Evlilik birliği devam ederken eşler birbirlerinin birinci zümre mirasçısıdır. Boşanma ile bu yasal mirasçılık sıfatı ortadan kalkar. Ayrıca aynı madde, 'boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler' hükmünü içerir. Yani, bir eş, boşanmadan önce yaptığı bir vasiyetname ile diğer eşini mirasçı atamışsa, boşanma kararı kesinleştiğinde bu vasiyetname hükmü, 'eğer vasiyetnameden aksine bir irade anlaşılmıyorsa', kendiliğinden geçersiz hale gelir. Kanun koyucu, boşanma ile birlikte tarafların artık birbirlerine miras bırakma iradelerinin de ortadan kalktığını bir karine olarak kabul etmiştir. Ancak vasiyetnamede 'eşimden boşansam bile bu miras payı geçerlidir' gibi açık bir ifade varsa, bu durumda tasarruf geçerliliğini korur. (TMK m.181)