AİHM Yalçınkaya Kararı'nın, KHK ile ihraç davalarında 'irtibat ve iltisak' isnadına dayanak yapılan 'yasal faaliyetlerin' (Bank Asya'ya para yatırma, sendika/dernek üyeliği) delil olarak kullanılmasını AİHS m.7 (kanunsuz ceza olmaz) ve m.11 (örgütlenme özgürlüğü) açısından nasıl değerlendirdiğini analiz ediniz.
AİHM Yalçınkaya Kararı, yasal faaliyetlerin sonradan suç delili olarak kullanılmasını AİHS'in birden fazla maddesinin ihlali olarak değerlendirmiştir: 1) **AİHS m.7 (Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz):** Mahkeme, Bank Asya'da hesap açma, sendika ve dernek üyeliği gibi eylemlerin, gerçekleştirildikleri tarihte 'yasallık karinesinden yararlanan görünüşte yasal eylemler' olduğunu belirtmiştir. Bu yasal eylemlerin, sonradan geriye dönük olarak ve öngörülemez bir şekilde suç delili haline getirilmesi, AİHS m.7'de güvence altına alınan 'nullum crimen, nulla poena sine lege' (kanunsuz suç ve ceza olmaz) ilkesini ihlal eder. Suçun manevi unsuru (kast) araştırılmadan, bu tür yasal faaliyetlere dayanarak kişilere objektif bir sorumluluk yüklenmesi, suçun kapsamının keyfi olarak genişletilmesi anlamına gelir. 2) **AİHS m.11 (Örgütlenme Özgürlüğü):** Mahkeme, özellikle bir sendikaya ve bir derneğe üyeliğin, başvurucunun Sözleşme'deki temel haklarından olan örgütlenme özgürlüğünü kullanmasıyla ilgili olduğunu vurgulamıştır. Yasal olarak faaliyet gösteren bir sendika veya derneğe üye olmanın, terör örgütü üyeliği veya 'irtibat ve iltisak' için delil olarak kullanılması, bu hakkın özüne yapılan orantısız bir müdahaledir ve AİHS m.11'in ihlaline yol açar. AİHM, ulusal mahkemelerin bu eylemlerin nasıl suç teşkil ettiğine dair anlamlı bir tartışma yapmamasını da eleştirmiştir (p.402). (AİHS m.7, 11; AİHM Yalçınkaya Kararı)