7539 sayılı Kanun'da, TMSF'nin kayyım olarak atandığı şirketlerin veya malvarlığı değerlerinin 'müsaderesine karar verilmesi halinde' izlenecek usulü ve bu usulün klasik müsadere infazından farklarını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62299

7539 sayılı Kanun ile 7145 sayılı Kanun'a eklenen geçici m.2/2, TMSF'nin kayyım olarak atandığı şirket veya malvarlığı değerlerinin müsaderesine karar verilmesi halinde özel bir infaz usulü öngörmektedir. Klasik müsadere infazında, müsaderesine karar verilen malvarlığı değeri doğrudan Hazine'ye intikal eder. Ancak bu yeni düzenlemede süreç farklı işlemektedir: 1) **Satış veya Tasfiye Yoluyla İnfaz:** Müsadere kararı, 'şirketlerin veya malvarlığı değerlerinin, bunların yönetim/müdürler kurulları veya kayyım temsilcilikleri ya da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satışı veya tasfiye edilmesi suretiyle' yerine getirilir. 2) **Süreçte Yönetimin Devamı:** Bu satış veya tasfiye sürecinde, şirket ya da malvarlığı değerlerinin yönetimine birinci fıkra kapsamında (yani TMSF tarafından) devam edilir. 3) **Gelirin Kullanımı:** Satıştan elde edilen gelirden öncelikle şirket veya malvarlığı değerlerinin borçları ödenir. 4) **Bakiyenin Akıbeti:** Tasfiye sonunda bir bakiye kalırsa, bu tutar 'Hazineye irat kaydedilir'. Bu usul, klasik müsadere infazından farklı olarak, malvarlığının ayni olarak Hazine'ye devri yerine, ekonomik değerinin paraya çevrilerek tasfiye edilmesini ve net gelirin Hazine'ye aktarılmasını öngörmektedir. Bu, TMSF'ye müsadere kararının infazında dahi geniş bir yönetim ve tasarruf yetkisi tanımaktadır. (7539 SK m.7 (7145 SK Geçici m.2))