HMK'ya göre 'basit yargılama usulü' ile 'yazılı yargılama usulü' arasındaki temel farkları açıklayınız. Yargıtay'ın, bir itirazın iptali davasının 'eda davası' niteliğinde olduğu ve bu nedenle 'yazılı yargılama usulüne' tabi olması gerektiği yönündeki içtihadını (15. HD, E.2013/5649, K.2014/968) değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62286

HMK'da iki temel yargılama usulü vardır: 1) **Yazılı Yargılama Usulü (HMK m.118 vd.):** Kural olan usuldür. Dilekçeler aşaması (dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap), ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama aşamalarından oluşur. Daha teferruatlı ve genellikle daha uzun süren bir usuldür. 2) **Basit Yargılama Usulü (HMK m.316 vd.):** Kanunda sayılan belirli dava ve işlerde veya mahkemenin takdirine bırakılan durumlarda uygulanır. Daha hızlı ve basittir. Dilekçeler aşaması dava ve cevap dilekçesinden ibarettir. Ön inceleme ve tahkikat aynı duruşmada yapılabilir. **İtirazın İptali Davasının Niteliği:** Yargıtay'ın anılan kararında belirttiği gibi, itirazın iptali davası, borçlunun itirazıyla duran icra takibine devam edilmesini sağlayan bir 'eda davası' niteliğindedir. Davacı, alacağının varlığının tespitiyle birlikte, borçlunun takibe devam edilmesine mahkum edilmesini talep eder. HMK'da itirazın iptali davalarının basit yargılama usulüne tabi olduğuna dair özel bir düzenleme bulunmadığından, bu tür davalara kural olan 'yazılı yargılama usulü' uygulanmalıdır. Mahkemenin bu davayı basit yargılama usulüne tabi olarak görmesi, yargılama usulü kurallarının ihlali anlamına gelir ve bozma nedenidir. (HMK m.105, 118, 316; Yargıtay 15. HD kararı)