Çekişmeli boşanma davasında, davacının kusurunun daha ağır olması durumunda davalının 'açılan davaya itiraz hakkını' (TMK m.166/2) ve bu itirazın 'hakkın kötüye kullanılması' olarak değerlendirilebileceği istisnai durumu analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62270

Çekişmeli boşanma davasında (TMK m.166/1-2), temel ilke, kusurlu eşin, kendi kusuruna dayanarak boşanma talep edememesidir. Bu nedenle, 'davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır.' Davalı bu itiraz hakkını kullandığında, mahkeme davayı reddetmek zorundadır. Bu, daha az kusurlu veya kusursuz olan eşi, daha çok kusurlu olan eşin boşanma talebine karşı korumayı amaçlar. Ancak bu kuralın bir istisnası vardır: 'Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.' Bu istisnanın uygulanabilmesi için iki şart birlikte gerçekleşmelidir: 1) Davalının itirazı, TMK m.2'deki dürüstlük kuralına aykırı şekilde, sırf davacıya zarar verme veya onu zor durumda bırakma amacı taşıyan bir 'hakkın kötüye kullanılması' niteliğinde olmalıdır. 2) Evlilik birliğinin fiilen tamamen bitmiş olması ve devamında davalı ve çocuklar için korunmaya değer hiçbir menfaatin (ekonomik, sosyal, manevi) kalmamış olması gerekir. Bu şartlar varsa, hakim, davacı daha kusurlu olsa bile boşanmaya karar verebilir. (TMK m.166/2, m.2)