HMK'ya göre 'eda davası' açılması gerekirken, yanlışlıkla 'inşai dava' olarak adlandırılan bir davanın akıbeti ne olur? Yargıtay'ın 'hukuki yararı belirleyen davacının gösterdiği dava türü değil, karar verilmesi istenen talep sonucudur' ilkesini (HGK 2019/853 E.) açıklayınız.
HMK'ya göre, eda davası (bir şeyin verilmesi, yapılması talebi) açılması gerekirken dava dilekçesinde 'inşai dava' (yeni bir hukuki durum yaratma talebi) olarak yanlış isimlendirilmesi, davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesine neden olmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun anılan kararında belirttiği gibi, 'hukuki yararı belirleyen, davacının gösterdiği dava türü değil, karar verilmesi istenen talep sonucudur'. Hakim, HMK m.32 ve 33 uyarınca, davacının isimlendirmesiyle bağlı olmaksızın, dava dilekçesindeki talep sonucunun içeriğine göre davanın gerçek hukuki niteliğini (eda, tespit, inşai vb.) kendisi belirlemek ve yargılamayı buna göre yürütmekle yükümlüdür. Örneğin, davacı 'sözleşmenin feshine' (inşai talep) ek olarak ödediği paranın 'iadesini' (eda talebi) de istiyorsa, mahkeme bu talebi bir eda davası olarak görmeli ve esastan incelemelidir. Davanın sırf yanlış isimlendirildiği gerekçesiyle usulden reddedilmesi, hak arama özgürlüğünün ve usul ekonomisi ilkesinin ihlali anlamına gelir. (HMK m.32, 33, 105; Yargıtay HGK 2019/853 E.)