HMK m.105'e göre bir 'eda davası' açıldığında, mahkemenin yargılama sürecinde izlediği adımları ve bir eda hükmünün icra edilebilirliği açısından tespit hükmünden farkını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62250

Bir eda davası (HMK m.105) açıldığında, mahkeme öncelikle davacının talep ettiği hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığını tespit eder. Bu tespit aşaması, delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini içerir. Mahkeme, davacının hakkının var olduğuna kanaat getirdikten sonra, hüküm kısmında davalıyı o hakka ilişkin edimi (bir şeyi verme, yapma veya yapmama) yerine getirmeye 'mahkum eder'. Bu mahkumiyet hükmü, bir emir içerir ve ilamlı icranın konusunu oluşturur. **Tespit Hükmünden Farkı:** Tespit davasında (HMK m.106) verilen hüküm ise, sadece bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığını ya da yokluğunu 'tespit eder'; bir mahkumiyet veya emir içermez. Bu nedenle, tespit hükümleri tek başına icra daireleri aracılığıyla zorla yerine getirilemezler. Bir eda hükmü ise, kesinleştiğinde (veya duruma göre icrası için kesinleşmesi gerekmeyen hallerde) icra daireleri vasıtasıyla cebri icra yoluyla uygulanabilir. Bu, eda davasının tespit davasına göre daha güçlü ve tam bir hukuki koruma sağlamasının temel nedenidir. (HMK m.105, 106)