CMK m.3'e göre 'mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir' ilkesinin, 'yargı yolu' uyuşmazlıkları açısından sonuçları nelerdir? İdari bir eylemden kaynaklanan zararlar için adli yargıda açılan bir tazminat davasında mahkemenin nasıl bir karar vermesi gerektiğini Yargıtay içtihadı (4. HD – 2016/6222 K.) çerçevesinde açıklayınız.
'Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir' ilkesi (CMK m.3), sadece ceza mahkemeleri arasındaki görev dağılımını değil, aynı zamanda farklı yargı kolları (adli, idari, askeri, anayasa) arasındaki 'yargı yolu' ayrımını da temel alır. Bir davanın hangi yargı kolunda görüleceği, kanunla belirlenen bir dava şartıdır. İdarenin, kamu hizmeti ile ilgili ve hizmet kusuruna dayanan eylemlerinden doğan zararların tazmini için açılan davalar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu gereği 'tam yargı davası' niteliğindedir ve bu davalara bakma görevi 'idari yargı' yerlerine (İdare Mahkemeleri) aittir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2016/6222 sayılı kararında da belirtildiği gibi, davalı idarenin sistemine veri girişi yapmaması gibi bir hizmet kusurundan kaynaklanan zarar talebiyle adli yargıda (Asliye Hukuk Mahkemesi) dava açılması durumunda, mahkemenin, yargı yolu uyuşmazlığını re'sen (kendiliğinden) dikkate alarak, 'yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği sebebiyle davanın usulden reddine' karar vermesi gerekir. Mahkemenin işin esasına girerek karar vermesi, görev kurallarının ihlali anlamına gelir ve bozma nedenidir. (CMK m.3; İYUK; Yargıtay 4. HD kararı)