HMK'ya göre dava türlerinin (eda, tespit, inşai) belirlenmesinde hakimin rolünü ve 'taleple bağlılık ilkesi' (HMK m.26) ile 'hakimin davayı aydınlatma ödevi' arasındaki dengeyi Yargıtay kararları ışığında tartışınız.
Hakim, yargılamada 'taleple bağlılık ilkesi' (HMK m.26) gereği, tarafların talep sonuçlarından fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Ancak, HMK m.32 uyarınca 'yargılamayı sevk ve idare etme' ve 'davayı aydınlatma ödevi' kapsamında, davanın hukuki niteliğini doğru belirlemekle yükümlüdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre (HGK 2019/853 E.), davacı dava dilekçesinde dava türünü yanlış isimlendirse bile (örneğin eda davası açması gerekirken inşai dava olarak belirtse), hakim bu isimlendirmeyle bağlı değildir. Hakim, talep sonucunun içeriğine bakarak davanın gerçekte hangi dava türüne (eda, tespit, kısmi, belirsiz alacak vb.) girdiğini belirlemeli ve yargılamayı buna göre sürdürmelidir. Eğer davanın niteliği konusunda bir belirsizlik varsa, hakim davayı aydınlatma ödevi gereği davacıdan açıklama isteyerek doğru dava türünü belirleyebilir. Bu durum, taleple bağlılık ilkesinin katı bir şekilde uygulanarak hak kayıplarına yol açılmasını önler ve adil yargılanma hakkını güvence altına alır. (HMK m.26, 32, 33, 105; Yargıtay HGK kararları)