Maddi tazminat davasında 'hukuki yarar' ilkesi, davacının taleplerinin niteliğine (belirli/belirsiz alacak) göre nasıl değerlendirilir? Yargıtay'ın, belirli bir alacak için belirsiz alacak davası açılması durumunda davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmeyip, kısmi dava olarak görme eğiliminin usul ekonomisi açısından önemini analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62226

Hukuki yarar, bir dava şartı olup, davacının bir mahkeme kararına olan ihtiyacını ifade eder. Maddi tazminat taleplerinde, davacının alacağını dava dışında elde etme imkanı yoksa, dava açmakta hukuki yararı bulunduğu kabul edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadına göre, alacak belirli olmasına rağmen belirsiz alacak davası olarak açılmış olsa dahi, bu durum tek başına hukuki yarar yokluğuna yol açmaz ve davanın usulden reddedilmemesi gerekir (HGK 2016/1166 E., 2019/576 K.). Zira davacı, nihayetinde davalıdan olan alacağını istemektedir. Mahkeme, bu durumda davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmek yerine, davacıya davasının niteliğini açıklattırmalı veya HMK'nın sağladığı imkanlar çerçevesinde davayı 'kısmi dava' olarak nitelendirerek esastan incelemelidir. Bu yaklaşım, 'usul ekonomisi' ilkesiyle de uyumludur. Davanın reddedilip yeniden açılması yerine, mevcut dava üzerinden yargılamaya devam edilmesi, zaman, emek ve masraf kaybını önler ve davacının hak arama özgürlüğünü daha etkin bir şekilde korur. (HMK m.105; Yargıtay HGK Kararları)