HMK m.105'te düzenlenen eda davası ile HMK m.106'da düzenlenen tespit davası arasındaki ilişkiyi ve 'eda davası açma imkanı olan hallerde tespit davası açılamayacağı' kuralının (HMK m.106/2) gerekçesini açıklayınız. Bir maddi olgunun tespitinin dava konusu edilip edilemeyeceğini tartışınız.
Eda davası (HMK m.105), davalının bir edime (verme, yapma, yapmama) mahkum edilmesini, tespit davası (HMK m.106) ise bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun belirlenmesini amaçlar. Tespit davası, eda davasının bir öncüsü niteliğindedir. HMK m.106/2 uyarınca, 'kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, eda davası açılması mümkün olan hâllerde tespit davası açılamaz.' Bu kuralın temel gerekçesi 'hukuki yarar'dır. Davacı, bir edim talep etme imkanına sahipken, sadece bir tespit kararı almakla yetinmemelidir, çünkü tespit kararı tek başına icra edilemez ve davacının ihtiyacını tam olarak karşılamaz. Bu durumda davacının, daha kapsamlı bir koruma sağlayan eda davası açmakta hukuki yararı vardır. Bir 'maddi olgunun' tespiti (örneğin, bir senedin yetkili hamili olduğunun tespiti) ise tek başına dava konusu edilemez. Tespit davaları, haklara veya hukuki ilişkilere yönelik olabilir, soyut maddi vakıalara yönelik değil. Yargıtay, maddi olgu olarak yetkili hamil olduğunun tespitini talep etmenin, eda davası açılabilecekken güncel hukuki yararı karşılamadığını ve bu nedenle reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 11. HD, E.2018/816, K.2019/2725). (HMK m.105, 106; Yargıtay Kararı)