Ceza mahkemelerinin görevlerinin kanunla belirlenmesi ilkesini (CMK m.3/1), Basın Kanunu kapsamındaki suçlar ve Çocuk Koruma Kanunu kapsamındaki suçlar açısından Yargıtay'ın nasıl yorumladığını örnek kararlarla açıklayınız. HSK kararlarının kanuni görevlendirmeleri değiştirip değiştiremeyeceğini tartışınız.
CMK m.3/1 ve Anayasa m.37-142 uyarınca mahkemelerin görevleri 'kanunla' belirlenir. Bu, 'yasal/doğal yargıç' ilkesinin temelidir. Yargıtay bu ilkeyi sıkı bir şekilde uygulamaktadır: 1) **Basın Kanunu Kapsamındaki Suçlar:** 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 27. maddesi, 'basılmış eserler yoluyla' işlenen suçlar için özel görevli mahkemeler (birden fazla daire varsa 2 numaralı asliye ceza mahkemesi) belirlemiştir. Yargıtay, bu özel görevin sadece kanunda tanımlanan 'basılmış eserler' (yazı, resim vb.) için geçerli olduğunu, televizyon programları veya internet yayınları gibi basılmış eser niteliğinde olmayan yayınlar yoluyla işlenen suçlarda bu özel görev kuralının uygulanamayacağına karar vermiştir (Yargıtay 18. CD, E.2016/18850, K.2017/4790). 2) **Çocuk Koruma Kanunu:** 5395 sayılı Kanun'un 26. maddesi, suça sürüklenen çocukların davalarına Çocuk Mahkemelerinin bakacağını emreder. Yargıtay, bir yerde Çocuk Mahkemesi faaliyete geçtiğinde, genel mahkemelerde derdest bulunan ve çocuğa ilişkin olan davaların bu mahkemelere devredilmesi gerektiğini, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) idari nitelikteki kararlarının (örneğin derdest davaların devredilmeyeceğine dair kararlar) 'göreve ilişkin kanun hükümlerini yürürlükten kaldırma niteliği taşımadığını' ve 'anayasal ve yasal kuralların idari bir işlemle değiştirilemeyeceğini' vurgulamıştır (Yargıtay 5. CD, E.2017/6962, K.2018/22). (CMK m.3; 5187 SK m.27; 5395 SK m.26; Yargıtay Kararları)