Hazine arazisini fuzuli şagil olarak kullanan bir kişinin, bu araziye ektiği ürünlerin idarenin bir hizmet kusuru nedeniyle zarar görmesi durumunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun (E.2014/1450, K.2016/1083) tazminat sorumluluğuna ilişkin yaklaşımını açıklayınız. Fuzuli şagil olmanın idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırıp kaldırmadığını tartışınız.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında, davacının Hazine arazisini fuzuli şagil olarak kullanmasının ve ecrimisil ödemesinin, idarenin hizmet kusurundan doğan tazminat sorumluluğunu tek başına ortadan kaldırmayacağı kabul edilmiştir. Kararın temel mantığı şudur: Zarar gören 'ürünler' (somut olayda buğday ve lahana), davacının mülkiyetindedir. İdarenin hizmet kusuru (örneğin, sulama kanalının taşması) nedeniyle zarar gören şey, Hazine arazisi değil, davacının kişisel mülkü olan ürünlerdir. Davacının fuzuli şagil olması, arazi sahibi olan Hazine ile arasındaki bir hukuki ilişkiyi ilgilendirir. İdarenin hizmet kusuru ile davacının mülkü olan ürünlere zarar vermesi arasında bir illiyet bağı varsa, idarenin tazmin sorumluluğu doğar. Danıştay, davacının işgal ettiği Hazine arazisine ekim yapmak suretiyle sağladığı yararın, 'davacıdan tahsil olunacak ecrimisil hesabında dikkate alınacağını' da belirterek bir denge kurmuştur. Sonuç olarak, fuzuli şagil olmak, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. (Danıştay İDDK E.2014/1450, K.2016/1083)