KHK ile kamu görevinden çıkarma işleminin Danıştay tarafından 'olağanüstü tedbir' olarak nitelendirilmesini, AİHM Yalçınkaya Kararı'nda vurgulanan 'kanunilik' ve 'öngörülebilirlik' ilkeleri açısından eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutunuz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62219

Danıştay 5. Dairesi'nin 4/10/2016 tarihli kararında, KHK ile kamu görevinden çıkarmanın 'adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak... olağanüstü tedbir' niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Bu yorum, ihraç işlemlerinde disiplin hukuku güvencelerinin (soruşturma, savunma hakkı vb.) uygulanmamasını meşrulaştırmak için kullanılmıştır. Ancak bu niteleme, AİHM Yalçınkaya Kararı'ndaki ilkelerle çelişmektedir: 1) **Kanunilik İlkesi:** Anayasa'nın 128. ve 129. maddeleri, kamu görevlilerinin özlük ve disiplin işlemlerinin 'kanunla' düzenlenmesini ve savunma hakkı tanınmasını emreder. 'Olağanüstü tedbir' kavramının herhangi bir yasal dayanağı yoktur. Ne 657 sayılı Kanun'da ne de KHK'larda böyle bir tanım veya prosedür yer almaktadır. Yasal dayanaktan yoksun bir yargısal yorumla temel anayasal güvencelerin ortadan kaldırılması, AİHM'in vurguladığı 'kanunilik ilkesine' aykırıdır. 2) **Öngörülebilirlik İlkesi:** Hiçbir kamu görevlisi, Anayasa ve kanunlarda yer alan güvenceler olmaksızın, yasal dayanağı belirsiz bir 'tedbir' ile ihraç edileceğini öngöremez. AİHM, kanunun geniş ve öngörülemez yorumlanarak kişilerin aleyhine sonuç doğurmasını AİHS m.7'nin ihlali olarak kabul etmiştir. Danıştay'ın 'olağanüstü tedbir' yorumu da bu kapsamda öngörülemez bir hukuki durum yaratarak temel güvenceleri ortadan kaldırmaktadır. (AİHS m.6, 7; Anayasa m.128, 129; Danıştay 5. D. E:2016/8196; AİHM Yalçınkaya Kararı)