AİHM'in Yalçınkaya Kararı'nın, KHK ile kamu görevinden çıkarma işlemlerinin iptali davaları açısından 'objektif niteliği'ni ve AİHS m.46 kapsamındaki 'genel tedbir alma yükümlülüğü'nü açıklayınız. Bu kararın, ulusal mahkemelerin derdest dosyalardaki 'irtibat ve iltisak' değerlendirmelerini nasıl etkilemesi gerektiğini analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62218

AİHM'in Yalçınkaya Kararı, sadece başvurucunun bireysel davasını çözmekle kalmamış, aynı zamanda Türkiye'deki sistematik bir soruna işaret etmiştir. Bu nedenle kararın 'objektif niteliği' bulunmaktadır. AİHS m.46 uyarınca, taraf devletler AİHM'in kesinleşmiş kararlarına uymakla yükümlüdür. Yalçınkaya Kararı'nın 413-418. paragraflarında Mahkeme, Türkiye'nin, tespit edilen ihlalleri gidermek için 'genel tedbirler' alması gerektiğini, bu tedbirlerin 'mevcut başvuranın özel davasının ötesinde' ele alınması gerektiğini ve özellikle 'yerel mahkemeler önünde görülmekte olan davalarla sınırlı olmamak üzere' gerekli sonuçları çıkarması gerektiğini vurgulamıştır. Bu, kararın derdest (devam eden) dosyalar için de emsal teşkil ettiği anlamına gelir. Ulusal mahkemeler, Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca kanun hükmünde olan AİHS ve AİHM içtihatlarıyla bağlıdır. Dolayısıyla, idare mahkemeleri ve Danıştay, önlerindeki KHK ile ihraç davalarında, 'irtibat ve iltisak' isnatlarını Yalçınkaya Kararı'nda belirtilen ilkeler (kanunilik, öngörülebilirlik, suçun manevi unsurunun araştırılması, adil yargılanma güvenceleri) ışığında yeniden değerlendirmeli, kategorik ve şablonik kabullerden kaçınarak her dosyanın özelliğine göre somut ve gerekçeli kararlar vermelidir. (AİHS m.46; Anayasa m.90; AİHM Yalçınkaya Kararı)