Ceza Muhakemesi Hukukunda 'ölçülülük ilkesi'nin, çağrıya uymayan bir şüpheliye karşı 'zorla getirme' ve 'yakalama emri' tedbirlerinin uygulanmasındaki sıralamasını nasıl etkilediğini tartışınız. Doğrudan yakalama emri düzenlenmesinin bu ilkeyi ihlal edip etmeyeceğini analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62209

'Ölçülülük ilkesi', ceza muhakemesinde tüm koruma tedbirlerine hakim olan temel bir ilkedir ve amaca ulaşmak için en hafif ve en az kısıtlayıcı yöntemin seçilmesini gerektirir. CMK m.146 (zorla getirme) ve m.98 (yakalama emri) hükümlerinin şartları benzer görünse de (çağrı üzerine gelmeme), ölçülülük ilkesi gereği aralarında bir sıralama gözetilmelidir. Çağrıya uymayan bir şüpheli hakkında, daha ağır bir tedbir olan ve gözaltı gibi sonuçlar doğurabilen yakalama emrine başvurmadan önce, daha hafif olan 'zorla getirme' tedbirinin uygulanması gerekir. Şüphelinin zorla getirme kararına rağmen de kendisine ulaşılamaması veya ifadesinin alınamaması durumunda, bir sonraki aşama olarak yakalama emri düzenlenmesi ölçülülük ilkesine uygun olacaktır. Doğrudan, daha hafif olan zorla getirme tedbiri denenmeden yakalama emri düzenlenmesi, 'ölçülülük ilkesinin' ve dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yapılan müdahalenin gereklilik şartının ihlali anlamına gelecektir. (CMK m.98, 146; Metin içi atıflar)