İrtikap suçu ile rüşvet suçu arasındaki temel ayrım olan 'mağdurun iradesi' ve 'tarafların konumu' unsurlarını Yargıtay içtihatları ışığında tartışınız. Mağdurun meşru bir zeminde bulunup bulunmamasının suç vasfının belirlenmesindeki rolü nedir?
İrtikap ve rüşvet suçları arasındaki temel ayrım, tarafların konumu ve iradelerinin niteliğinde yatar. **İrtikapta,** kamu görevlisi nüfuzunu veya hilesini kullanarak mağdurun iradesini baskı altına alır. Mağdur, menfaati 'iradesi fesada uğratılarak veya zorlanarak' temin eder ve hukuki anlamda 'mağdur' sıfatına sahiptir. Genellikle mağdur, yasal hakkını elde etmek için meşru bir zemindedir. **Rüşvette ise,** kamu görevlisi ile menfaat sağlayan kişi arasında bir 'anlaşma' vardır. Menfaat sağlayan kişi, iradesi fesada uğratılmamış bir şekilde, kendi çıkarı için kamu görevlisine menfaat temin eder ve bu nedenle 'suçun faili' konumundadır. Yargıtay, mağdurun baskıdan kolaylıkla kurtulma imkanının bulunduğu veya kendisinin de yasal olmayan bir zeminde yer aldığı (örneğin kaçak işçi çalıştırma) durumlarda, eylemin irtikap değil rüşvet suçunu oluşturacağına karar vermektedir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 2014/4881, 2014/4463 Kararları). Mağdurun meşru zeminde olmaması ve yasa dışı bir menfaat için para vermesi, genellikle eylemin rüşvet olarak nitelendirilmesine yol açar. (TCK m.250, 252; Yargıtay 5. CD Kararları)