İrtikap suçunun (TCK m.250) 'icbar' (zorlama) suretiyle işlenmesinde kullanılan 'manevi cebir'in niteliğini ve yağma suçundaki maddi cebirden farkını açıklayınız. TCK m.250/1, son cümlenin icbarın varlığının kabulü için getirdiği karineyi analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62195

İcbar suretiyle irtikap suçunda (TCK m.250/1) kamu görevlisi, görevinden kaynaklanan nüfuzunu kötüye kullanarak mağduru kendisine menfaat sağlamaya 'manevi cebir' ile zorlar. Bu manevi cebir, mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli, ciddi ve yoğun bir korku yaratmayı ifade eder. Mağdurun bu manevi baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma imkanı bulunmamalıdır (YCGK–K.2013/26). Yağma suçundaki maddi cebirden farkı, burada fiziksel bir zorlama olmamasıdır; baskı psikolojiktir. TCK m.250/1, son cümlede kanuni bir karine getirmiştir: 'Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir.' Bu hüküm, mağdurun haklı bir işinin engelleneceği korkusuyla menfaat temin etmesini, icbarın gerçekleşmesi için yeterli sayarak ispat kolaylığı sağlamaktadır. (TCK m.250/1; YCGK–K.2013/26)