Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen 'iş ilişkisinin devri' (Madde 428) ve 'sözleşmenin devri' (Madde 429) kavramlarını karşılaştırınız. İş ilişkisinin devrinde 'devralanın bütün hak ve borçları ile birlikte sorumlu' olma ilkesini ve devreden işverenin 'sınırlı süreli müteselsil sorumluluğunu' değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62180

TBK'da iş ilişkisinin devri iki farklı şekilde düzenlenir: 1. **İşyerinin Tamamının veya Bir Bölümünün Devri (TBK m.428):** Bu durumda, işyerinin kendisi hukuki bir işlemle (örn. satış, birleşme, bölünme) başkasına devredilir. Devir tarihinde işyerinde mevcut olan tüm hizmet sözleşmeleri, 'bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer'. İşçinin hizmet süresine bağlı hakları için devreden işveren yanında işe başladığı tarih esas alınır. Burada işçinin rızası aranmaz. * **Devreden ve Devralanın Müteselsil Sorumluluğu:** Devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan 'devreden ve devralan işveren müteselsilen sorumludurlar'. Bu, işçinin alacaklarının güvence altına alınmasını sağlar. Ancak devreden işverenin bu sorumluluğu, devir tarihinden itibaren 'iki yıl ile sınırlıdır' (TBK m.428/2). Bu süre, devralanın sorumluluğunun kalıcı olmasını, devredenin ise belirsiz bir sorumluluktan kurtulmasını amaçlar. 2. **Sözleşmenin Devri (TBK m.429):** Bu durumda ise, işyeri değil, sadece 'hizmet sözleşmesinin kendisi' bir işverenden diğerine devredilir. Bu devir, 'ancak işçinin yazılı rızası alınmak suretiyle' mümkündür. İşçinin rızası olmaksızın sözleşme devredilemez. Devir işlemiyle, devralan, bütün hak ve borçları ile birlikte hizmet sözleşmesinin işveren tarafı olur. İşçinin hizmet süresi, devreden işveren yanında işe başladığı tarihten itibaren hesaplanır. **Fark:** Temel fark, işyerinin devrinde (m.428) işçinin rızası aranmazken, sözleşmenin devrinde (m.429) işçinin yazılı rızasının zorunlu olmasıdır. Müteselsil sorumluluk işyerinin devrine özgüdür. (TBK m.428, 429).