Türk Ceza Kanunu'na göre (TCK m.61) temel cezanın belirlenmesinde 'suçun işleniş biçimi', 'meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı' ve 'failin kast veya taksir kusurunun ağırlığı' gibi ölçütlerin kasıtlı suçlarda nasıl değerlendirildiğini açıklayınız. Özellikle 'orantılılık ilkesi' ile bu ölçütler arasındaki ilişkiyi irdeleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62173

TCK m.61/1, hakimin temel cezayı belirlemede dikkate alması gereken kriterleri düzenler. Kasıtlı suçlar açısından, bu ölçütler şunlardır: 1. **Suçun İşleniş Biçimi:** Suç oluşturan fiilin gerçekleştiriliş şekli, failin davranışları, suçun mağdur ve üçüncü kişiler üzerindeki etkisi değerlendirilir. Ancak bu unsur, suçun unsuru ya da ağırlaştırıcı nedeni ise mükerrer değerlendirme yasağı (TCK m.61/3) gereği ayrıca dikkate alınmaz. 2. **Meydana Gelen Zarar veya Tehlikenin Ağırlığı:** Zarar suçlarında gerçekleşen zarar, tehlike suçlarında ise tehlikenin ciddiyeti göz önünde bulundurulur. Bu ölçüt, özellikle tamamlanmış suçlar için geçerlidir. Teşebbüs aşamasında kalan suçlarda zarar veya tehlikenin ağırlığı TCK m.35'te zaten dikkate alındığından, temel ceza belirlenirken mükerrer değerlendirme yapılmaz. 3. **Failin Kast veya Taksir Kusurunun Ağırlığı:** Kasıtlı suçlarda 'kastın ağırlığı', failin ne olursa olsun sonucu almaya yönelik çabasını ifade eder. Bu, failin suç işleme motivasyonunun ve iradesinin yoğunluğunu gösterir. **Orantılılık İlkesi (TCK m.3/1):** Tüm bu ölçütler, 'işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı' bir ceza belirlenmesi ilkesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Hakim, bu ölçütleri kullanarak alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir ceza tayin etmelidir. Amaç, ceza adaleti sağlamak, yani işlenen suçun haksızlık derecesi ile verilen ceza arasındaki orantıyı makul bir şekilde dengelemektir. (TCK m.3/1, 35, 61/1; YCGK-K.2013/132, 2019/689).