Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunda (TCK m.179/3) alkollü araç kullanma fiilinin unsurlarını ve suçun oluşması için aranan alkol oranına ilişkin Adli Tıp Kurumu ve Yargıtay'ın bilimsel görüşlerini açıklayınız. Şüphelinin kanındaki alkol miktarının saptanmasında 'rıza' ve 'hakim kararı'nın rolünü belirtiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62171

TCK m.179/3'teki alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle güvenli şekilde araç sevk ve idare edemeyeceği halde araç kullanma suçunun oluşması için: 1. Kişinin alkol kullanmış olması zorunludur. 2. Kullanılan alkolün etkisi nedeniyle kişinin 'güvenli araç kullanma yeteneğini yitirmiş olması' gerekir. Bu husus somut olayda araştırılıp saptanmalıdır. **Alkol Oranına İlişkin Görüşler:** Adli Tıp Kurumu'nun görüşü ve Yargıtay uygulamalarına göre '101 mg (1.01 promil) ve üzeri alkol oranının tüm bireyler yönünden güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceği' kabul edilmektedir (Yargıtay 12.CD. 17.2.2017, 2016/7136-2017/1152). Yargıtay ayrıca, yol kontrolündeki ölçümde 100 promil veya altında alkollü olduğu belirlenen ve alkolün tesiriyle güvenli araç sürme yeteneğini yitirdiğine ilişkin bir davranışı belirlenemeyen kişinin eyleminin yalnızca trafik kabahati olduğunu kabul etmektedir. KTK m.48/6 uyarınca 1.00 promil üzeri alkollü sürücüler hakkında ayrıca TCK m.179/3 uygulanır. Ticari araç sürücüleri için 0.20 promil, hususi araç sürücüleri için 0.50 promil üzerinde alkollü olup kaza yapanlar hakkında da TCK m.179/3 atfıyla TCK m.179/2 uygulanır (KTK m.48/7). **Kan Tahlili ile Alkol Saptanması:** Kandaki alkol oranının saptanabilmesi için şüphelinin vücudundan kan alınması gerekir. * **Rıza Durumu:** Şüphelinin rızasının bulunması durumunda karar alınmasına gerek bulunmadan, hekim veya sağlık mesleği mensubu tarafından kan alınır. * **Rıza Yokluğu:** Şüphelinin rızasının bulunmaması durumunda CMK m.75 uyarınca hakim kararı gerekmektedir. Ancak, TCK m.179/3'deki suçun cezasının üst sınırı iki yıl hapis cezası olduğundan, Yargıtay CMK m.75/5'teki sınırlayıcı hükmün bu suç bakımından geçerli olmadığını, usulünce hakim veya Cumhuriyet savcısının kararıyla kan örneğinin 'zor kullanılarak' da alınabileceğini kabul etmektedir (Yargıtay 4.CD. 14.5.2013, 2011/5565-2013/16325). (TCK m.179/3; KTK m.48/6-7; CMK m.75; Yargıtay 12.CD 2017/1152 K., Yargıtay 4.CD 2013/16325 K.).